Ana içeriğe atla

TÜRK TARİHİNİN EN BÜYÜK 11 SAVAŞI

1. Baideng Muharebesi (At Rengi Kuşatması) M.Ö. 200

Baideng Muharebesi (At Rengi Kuşatması) M.Ö. 200
Baideng Savaşı bir kışkırtma taktiğine dayanıyordu. Çin’in kuzey savunmasındaki en önemli nokta olan Mai Kalesi’ni kuşattıktan sonra imparator Liu-Pang Gao-Zu’yu üzerine çekmeyi hedefleyen Mete Han amacına ulaşmıştı. Çin ordusunun harekete geçmesiyle birlikte Hun ordusu da yağmacı izlenimi yaratıp kendisini dağlara kadar takip ettirdi. Çin hükümdarı büyük bir tuzağa düştüğünün farkında değildi.
 Yüksek dağlarda Hun ordusunun peşinde düşen Çin piyadeleri ise bu duruma alışkın değildi. Parmakları donma noktasına gelen Çin okçuları artık savaşamaz hale gelmişti. Mete Han’ın kurduğu tuzağın ilk aşaması işe yaramıştı.Geri çekilmesine devam ederken Çin ordusunu tuzağa düşüren Mete Han aniden karşı saldırıya geçmiş ve tuzağın ikinci aşamasını başlatmıştı. Hiç beklenmeyen bu hamle karşısında Çin ordusu geri çekilmiş ve kuzeydeki Mai Kalesi’ne sığınmıştı.Mai Kalesi’nin 4 koldan kuşatan Mete Han birliklerini at rengine göre konuşlandırmıştı. Beyaz atlar batı tarafında, kır atlar doğuda, siyah atlar kuzeyde ve doru atlar ise güney tarafındadır. Bu yüzden tarihte ‘At Rengi Kuşatması’ olarak da bilinmektedir. Ve büyük bir zafer kazanılmıştır.

2.Katalon Savaşı M.S. 451

2.Katalon Savaşı M.S. 451
Avrupanın en çok korktuğu komutanlardan olan Attila hükümdarı olduğu Hun İmparatormuğu ile Batı Roma İmparatorluğunun üzerine yürümüş ve savaşı kazanmıştır. O dönemin en kanlı savaşlarından biri olan ve tarihte Katalon Savaşı olarak geçen bu savaş 20 Haziran 451 yılında meydana gelmiştir.

3.Talas Muharebesi - M.S. 751

3.Talas Muharebesi - M.S. 751
Talas Muharebesi, 751 yılında bugünkü Kırgızistan sınırları içindeki Talas Nehri civarında, Abbâsîler ve müttefiki olan Karluklar ile Çinliler arasında yapılan ve 5 gün süren muharebe. Çin ordusunun yenilgisi ile sonuçlanan muharebe gerek Çin, gerekse türk ve İslam tarihi açısından önemlidir. Bu savaşneticesinde Müslümanlıkla tanışan Türkler boy boy islama geçmişlerdir.

4.Malazgirt Meydan Muharebesi - M.S. 1071

4.Malazgirt Meydan Muharebesi - M.S. 1071
Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru 4. Romen Diyojen arasında meydana gelmiş bir savaştır. Savaşı Alparsalan kazanmış ve bu savayın neticesinde Türklerin Anadolu ya girişinin kapıları açılmıştır.

5.Ayn Calut Muharebesi - M.S. 1260

5.Ayn Calut Muharebesi - M.S. 1260
Aybars, civanmert mücahitlerin gözlerine baktı. Gözlerindeki tedirginliği görebiliyordu. İçlerinden bazı emirler fitne ve fesat tohumları saçıyor, savaşmaktan çekindikleri için ordunun kuvve-i maneviyesini bozuyordu. Bir şeyler söylemeliydi, bir şeyler… İslamiyet bir dönüm noktasını yaşıyordu. Eğer İslam ordusu bu çapulculara yenilirse, Kâbe’ye doğru Ebrehe’nin ordusu tekrar harekete geçecekti. Akça’nın üzerinde ordunun en önünde sağ ve sol cenahlara at koşturarak dikkatlerini çekti. Sonra herkesin dikkatini çektiğine tatmin olunca duraladı. Başını oynattı hafifçe, sözcükleri tekrarladı içinden “Bismillah” diyerek önce Allah’a sonra kelimelere sarıldı.
“Ey Müslüman emirleri! Ey Mücahitler! Yıllardır Beytü’l Malin ekmeğini yiyorsunuz ve şimdi de görmekteyim savaştan geri durmak isteyenler var. Ben işte buradayım. Hepiniz terk etseniz de ben küffara karşı geri durmayacağım. Savaşmak isteyenler Allah için benimle gelsin. Kim savaşmak istemezse de o evine sıcak yatağına, kadınlarına dönsün. Tabi bu savaştan sonra geriye bir şey bırakırlarsa… Allah hepimizi görmektedir. Müslümanların vebali geride kalanların boynunadır. ALLAHUEKBER!” diyerek sözlerine noktayı koyarken atını mahmuzlayıp yalın kılıç küffarın üzerine hücum etti. Ardından tüm ordu Allah! Allah! nidalarıyla ardından.
Önlerinde güneş gökyüzünde kapanarak bulutlara gömülüyordu. Ne günün geçtiğini ne açlığı ne de susuzluğu hissediyordu. Başka bir zamana ait başka bir güç dolduruyordu içini. Onu insan türüne yabancılaştıran bir güç…

6.Ankara Muharebesi - M.S. 1402

6.Ankara Muharebesi - M.S. 1402
Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid ile Timur arasında Ankaranın Çubuk Ovasında meydana gelmiş bir savaştır. Savaşı Timur kazanmış ve bu sebeple Osmanlı da savaştan sonra 1413 kadar padişah geçmemiş ve bu döneme fetret dönemi adı verilmiştir.

7.İstanbul'un Fethi - M.S. 1453

7.İstanbul'un Fethi - M.S. 1453
Daha önce birçok defa kuşatılan o dönemde bilinen adıyla Konstantiniyye şehrini Fatih Sultan Mehmet Han feth etmek istiyordu. Zamanında Roma İmparatorluğundan ayrılan ve ilerleyen zamanda Bizans olarak anılan imparatorluğun son kalesi olarak burası kalmıştı. 1453 yılında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul u kuşattı. Çok çetin bir savaşın ardından İstanbul'u feth etti. Bu savaş sonunda Bizans İmparatorluğu yıkıldı ve tarih sahnesinden silindi.

8.Ridaniye Muharebesi - M.S. 1517

8.Ridaniye Muharebesi - M.S. 1517
Ridaniye Muharebesi, 22 Ocak 1517 yılında Osmanlı Devleti ile Memlûk Sultanlığı arasında geçen muharebedir. Muharebeyi I. Selim komutasındaki Osmanlı ordusu kazanmıştır. Bu savaş nihayetinde Halifelik Osmanlı Devletine geçmiştir. Halifeliğin Osmanlı Devletini geçmesi neticesi İslam Aleminde önemli bir yer edinmiştir.

9.II. Viyana Kuşatması - M.S. 1683

9.II. Viyana Kuşatması - M.S. 1683
1683 yılında IV. Mehmet'in Osmanlı Devletinin sınırlarını ileriye taşıyarak müslümanlığı avrupaya yayma düşüncesi üzerine, alınması gerek olan Viyanayı fetih için meydana gelmiş savaştır. SavaşOsmanlı Devleti ile Avusturya Arşidüklüğü arasında meydana gelmiştir. Netice olarak Osmanlı Devleti Viyanayı feth edememiş ve geri çekilmek durumunda kalmıştır. Savaşın sonunda Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti gerileme dönemine girmiştir.

10.Çanakkale Savaşı - M.S. 1915-16

10.Çanakkale Savaşı - M.S. 1915-16
Çanakkale Savaşı, 1. dünya Savaşı sırasında Çanakkale de İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında meydana gelmiştir. Savaşta Denizden ve karadan muharebe meydana gelmiştir. Bu sebeple dünya tarihinde ilklerdendir.

11.Sakarya Meydan Muharebesi - M. S. 1921

11.Sakarya Meydan Muharebesi - M. S. 1921
Türk ordusu, Mustafa Kemal’in ince düşüncesi ile hazırlandı ve 10 Eylül tarihinde yapılan atak ile Yunan ordusunun toparlanıp; savunmaya geçmesi engellenmiş oldu. 10 Eylül tarihi içerisinde Türk ordusu, Çal Dağı’nı geri aldı ve bu geri alınan ilk toprak oldu. 10 eylülde başlayan bu taarruz 13 eylüle kadar sürerek; Yunan ordularının oldukça büyük bir alanda geri çekilmesi sağlanmış oldu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türk Töresi 33 Buyruk Sözleri Nasıl Yazıldı? İlk Kaynak Kim?

  Sizlere bir sır vermek istiyorum değerli okuyucularım. 30 Ocak 2019 da yazdığım Kadim Türk Töresi başlıklı yazım neden bu kadar tutuldu? İçeriğindeki 33 Buyruk neden viral oldu? Nedenleri ve perde arkası nedir? Esinlenme noktam aslında şuydu: Tarık Buğra'nın Osmancık adlı eserinde Edeb Alı'nın Osman Bey' e söylediği meşhur öğütler. Peki kaynağı neydi? Niçin bu kadar benimsenmiş olabilirdi? Çeşitli eserlerden kaynağını sorgulamama rağmen hiçbir akademik kaynakta bu öğütlere rastlamadım. Öylesine benimsemiştik ki bir gerçeği göz ardı ettiğimiz aklıma geldi. Yazarın bir kurgusu olabilir miydi? Ve bu kurguysa eğer o kadar etkili olmuştu ki tüm kuşağımızı etkilemişti. Ben de böyle bir yazı kaleme alabilir miydim? O sıralar Atam Oğuz kitabıyla uğraşmaktaydim. Onu nasıl daha ete kemiğe büründürebilirdim. Sonra, eğer Atam Oğuz milletine seslenseydi nasıl seslenirdi, nasıl bir hitap şekli kullanırdı onu araştirdim.  En yakın kaynak Orhun abideleriydi ve Bilge Kağan'ın üslubu g...

Oğuz Kağan 33 Buyruklarının Gerçek Hikayesi

  Oğuz Kağan 33 Buyruğu Üzerine Röportaj Röportajcı:  Sayın Ramazan Ateş, "Atam Oğuz" ve "Oğuz Kağan 33 Buyruğu" eserinizle Türk tarihine ve kültürüne önemli katkılar sundunuz. Öncelikle bu eseri yazma motivasyonunuzdan bahseder misiniz? Ramazan Ateş:  Öncelikle bu esere olan ilginiz için teşekkür ederim. Ben tarihimizin unutulmaya yüz tutmuş kadim değerlerini yeniden gün yüzüne çıkarmayı bir görev biliyorum. Oğuz Kağan, Türk tarihinin en önemli figürlerinden biridir. Onun mirası, sadece bir hükümdarın hikâyesi değil, aynı zamanda Türk milletinin töresi, adaleti ve kültürel kodlarıdır. "Oğuz Kağan 33 Buyruğu" da işte bu kadim değerleri hatırlatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla yazıldı. Röportajcı:  33 buyruğu yazarken hangi kaynaklardan esinlendiniz? Ramazan Ateş:  Oğuz Kağan Destanı başta olmak üzere, Dede Korkut Hikâyeleri, Divan-ı Lügat-it Türk, Kutadgu Bilig ve Orhun Yazıtları gibi Türk tarihine ışık tutan eserleri inceledim. Bunların yanı sır...

Bir harf bir heceyi, bir hece bir kelimeyi...

"Bir harf bir heceyi, bir hece bir kelimeyi, bir kelime bir cümleyi, bir cümle bir yazarı, bir yazar bir milleti diriltir." Ramazan Ateş SUSKUNLUKLARIMA DAİR BAZI MISRALAR: UMUT Umut ediyoruz işte Umut Allah'tan Yoksa ne lezzet kalır yaşamaktan & Hep bir umudu olmalı insanın Yediveren başaklar gibi Hani rüzgar eğiyorya başlarını öne Bak yeniden nasıl doğruluyor güneşe & HAYATIN ŞAHDAMARIDIR, UMUT... & Gece uzun, ümit dertli, yol yorgun Her şey geçer, sabah uyanır, gün sana kalır Yeter ki sen, Umuda sarıl, düşe takıl, sabaha tutun & Aslında umut bir nefes Hayata tutunmak için & Hayat bir umut, Koş işte... & Bir hayalim var , BeIki yarın gün bize doğar . . . & Toprak çatlayıp bulutlar çekildiğinde göğe, Son nefeslerine aldırış etmeden bekle, Ümidi kesme, son dediğin ilke gebe... HAYALLER İnsanı yoran, yüklendiği hayallerin ağırlığıdır ... ...