Sen yokken Şarkın garbına ağlardım Ütopyaların gizli ayrıntılarında saklıydın Çilekeş yalnızlıklarım, cefaydı omuzlarıma Dönüp kendi kendime ağlardım Sen yokken Susmuştu yıldızlar Sönük sönük bakardı gözlerime Adını bilmezdi Züleyhalar Mahkûm Yusuflarına ağlar Karanlıkta, aydınlığa kör bakanlar Dirilerinden utanır, uzun saçlar Sen yokken Kör süzgeçlerden kısık sesler yükselir Anılmazlıklar kıyı köşelerde, izbelerde Damlalar kururdu çöllerde Bad-ı saba esmez oldu seherde Sen yokken Yağmur yüklü bulutların Mercan kayalıklarında saklı saltanatı Uğramaz yara, ağyara Ekin başlarında saklı Sen yokken Cılız gibi görünen yeşilciklerin Baharı zorlayan nadanları Sükûtun feryadı, çığlık çığlık Dehlizlerde kıvılcım, ziya arardık Sen yokken Gurubunu gördük güneşin Soğuk yüzleri gerçeklerin Bin bir inkisar Kirlenmiş yapraklar Ferini kıran ümitlerin Pençesini hissettik bir zaman Sen yokken Kenan beklerdi, Yaku...