33 BUYRUK - OĞUZ TÖRESİ'NİN GERÇEK HİKAYESİ
İnternet Efsane Yaptı: 33 Buyruk’un Gerçek Hikâyesi
Sosyal medyada "Oğuz Kağan’ın vasiyeti bulundu" başlığıyla milyonlara ulaşan o meşhur 33 maddeyi aslında neden ve nasıl yazdım? İşte dijital çağda bir metnin nasıl "tarihi belgeye" dönüştüğünün bizzat şahidi olduğum hikâyesi.
Yıllardır internette, WhatsApp gruplarında ve hatta gazete köşelerinde "Oğuz Kağan’ın 33 Buyruğu" adıyla paylaşılan bir liste dolaşıyor. Okuyanların "Binlerce yıl önce taşlara kazınmış" dediği, her paylaşıldığında binlerce beğeni alan o metnin yazarı olarak, artık işin aslını kendi ağzımdan anlatmamın vakti geldi.
Neden Yazdım?
Bir eğitimci ve Türk kültürüne gönül vermiş bir yazar olarak amacım; Orhun Yazıtları’nda, Kutadgu Bilig’de ve kadim destanlarımızda dağınık halde bulunan "Türk töresi" kavramını modern bir dille bir araya getirmekti. Gençlerin ve toplumun, köklerimizdeki o vakur duruşu tek bir metinde, güncel bir dille okumasını istedim.
30 Ocak 2019’da kaleme aldığım bu 33 maddeyi, aslında bir nevi "modern töre manifestosu" olarak kurguladım.
Yazım Sürecim: Bir Kolaj Değil, Bir Ruh İnşası
Maddeleri oluştururken sadece geçmişe bakmadım, bugünü de düşündüm. Yazarken şu yolu izledim:
- Kadim Kaynaklar: Bilge Kağan’ın hitabetini, Yusuf Has Hacib’in devlet ahlakını süzgeçten geçirdim.
- Modern Sorunlar: "Suyu kirletme, gereksiz ağaç kesme" gibi maddeleri bizzat ben ekledim. Çünkü biliyordum ki kadim Türk töresi bugün yaşasaydı, çevreyi korumak en büyük buyruklardan biri olurdu.
- Dil Tercihi: Metnin etkileyici olması için Tarık Buğra’nın o eşsiz "Osmancık" üslubundan, Şeyh Edebali’nin nasihat dilinden ilham aldım.
Kontrolden Çıkan Bir Viral Süreç
Metni yayımladıktan kısa bir süre sonra, olay benim kontrolümden çıktı. Birileri metnin başındaki "Ramazan Ateş" imzasını sildi, üzerine "Oğuz Kağan’ın vasiyeti" yazdı ve bir efsane doğdu. İnsanlar bu maddeleri o kadar çok sahiplendi ki, bazı araştırmacıların "Bu metin aslında yeni yazılmış" uyarılarına bile inanmak istemediler.
Kendi yazdığım cümlelerin, binlerce yıl öncesine ait birer "taş yazıt" sanılması bir yazar için hem büyük bir gurur hem de dijital dünyanın bilgi kirliliği adına düşündürücü bir ders oldu.
Son Sözüm
Evet, bu 33 maddeyi ben yazdım. Fiziksel olarak bin yıllık bir taşa kazınmamış olabilirler; ancak içindeki ruh, binlerce yıllık Türk tarihinin özüdür. Ben sadece o özü, bugünün insanının anlayabileceği bir dille yeniden "kağıda kazıdım."
Binlerce yıl sonra bir gün bu metin gerçekten bir kazıda bulunursa, umarım o günkü nesiller de "Atalarımız ne güzel söylemiş" diyerek bu buyruklara sahip çıkar.
Ramazan Ateş



Hiç yorum yok: