Ana içeriğe atla

RAMAZAN ATEŞ KİTAPLARI


TÜRKLERİN UYANIŞI TALAS


Tarihler 751 yılını gösterdiğinde Asya kıtasına hâkim olmaya çalışan Çin İmparatorluğu ile İslam orduları, Talas Irmağı kenarında karşı karşıya geldiler. Adım attığı her coğrafyada adaleti ve cesaretiyle nâm salmış olan bir millet, bu savaşın kaderini belirledi:
Türkler!
Tarih kitaplarında çok sık bahsedilmeyen fakat yüzlerce yıl sürecek bir sancaktarlığın kıvılcımını ateşleyen, Türklerin uyanışına vesile olan Talas’a dair yazılanları okudukça hayretler içinde kalacaksınız!

İncelemek İçin,





ATAM OĞUZ


Türklerin Atası olarak kabul edilen Oğuz Kağan kimdir? Bu soruya onlarca yanıt verebiliriz.
Geçmiş zamanlardan beri Oğuz Kağan hakkında birçok araştırma yapılmış, birçok tez ortaya konulmuştur. Bu araştırmalardan yola çıkarak, Oğuz Kağan’ın Zülkarneyn, Makedonların efsanevi kralı Büyük İskender, Saka Hükümdarı Alp Er Tunga, Hun İmparatoru Mete Han, 2.Göktürk Devleti’nin kurucusu Bilge Kağan, olduğu iddia edilegelmiştir. Bu kişilerin her biri içinde güçlü kanıtlar sıralanmıştır.
Peki ya gerçekte Oğuz Kağan kimdir?
Onu bu denli özel kılan, tarihe bu denli derinden işlemesini sağlayan özellikleri nelerdi?
Atam Oğuz, sizi Orta Asya’da, Türklerin kadim memleketinde efsanevi bir yolculuğa çıkarıyor ve Oğuz Kağan’ın izinde dört başı mamur bir maceranın içine sürüklüyor.

İncelemek İçin,




AYBARS



         Hiçbir söz vaki olmayınca artık Aybars’ın önünde hiçbir engel kalmamıştı. Sade gidilecek yollar… Aybars Şam, Halep ve dolaylarında iktidarını kurup, otoritesini arttırınca Suriye’de sırtını sağlama aldı. Ve hükümranlığı için Kahire yollarını tuttu. Günler geçmek bilmiyordu, yol tükenmek. Ve öyle ki her azmin bir muradı vardı. Nihayet Nil’in kucakladığı Kahire’nin devasa silueti belirdi. Bir Cuma sabahı şehre girdiği vakit, daha evvelden süpürülmüş sokaklar ve temizlenmiş yol boyunca halkın coşkun tezahüratları arasında şehre girdi. Kenarları işlemeli zırhları ve görkemli elbiseleriyle Eyyubi ardılları olan emirleri Aybars’ın önünden gidiyorlardı. Bahir Emirleri ise beyaz ve sırmalar içinde dimdik duran Sultan’ı takip ediyorlardı. Sokaktaki halk önlerinden geçen Sultan Aybars’ı bir lahza görebilmek için çağırıyorlardı. Yanına nadide çiçekler atılıyor, beyaz küheylanı Akça’nın nallarını bastığı yerlerden toprak alabilmek için yerlere diz çöküyorlardı. Ama o sadece bunca şaşaaya ve coşkunluğa karşın bir çift göz aramaktaydı.

        Yeşile çalan hafif çekik, bir çift göz… Aybars dudaklarında bir tebessümle bir hayale bakıyordu. Eskisinden daha güzeldi. Nazenin yapraklarından hafif damlalar sarkıyordu. Birbirlerine kenetlenmişti gözleri. Elindeki gül goncasını ona uzattı. Narin elleri, ellerine değdi.

 “Aybars…” diyebildi. O hazin yılları anarcasına. 

  Aybars’a hem çöl vaat edilmişti hem de çöl gülü. 

  Pekâlâ, her azmin bir muradı vardı....

İncelemek İçin,

MÜPTELA



    

 Sen yokken
Yağmur yüklü bulutların
Mercan kayalıklarında saklı saltanatı
Uğramaz yara, ağyara
Ekin başlarında saklı
Sen yokken
Cılız gibi görünen yeşilciklerin
Baharı zorlayan nadanları
Sükûtun feryadı, çığlık çığlık
Dehlizlerde kıvılcım, ziya arardık.

...

İncelemek İçin,



...

İDA






"Esrarlı
sonsuzluğun adı, bu olsa gerek... Mavinin
yeşile vurduğu, zeytin ağaçlarının meltemle coştuğu...Ayrılıkların
hicranları sırtladığı, kavuşmaların ve özlemlerin diyarı…Kimi masallar
da dile gelir, kimi
efsaneler de Kazdağı…

Bir bildiğim
varsa, affedilmeyi
umut eden nice aşklar...Unutulmaya
yüz tutmuş nice sırlar...Hepsi, hepsi
sükûta gömen bu topraklarda gizlidir, Kazdağı…”


...

İncelemek İçin,



Derdim Olur musun?





“Gözler hükmü verince
Gönlünü alamazsın.”
     Bir kadın gözlerinden sevilir. Önce gözlerinden. Titretir benliğini, sıcacık bir gülümseme dökülüverir yanaklarından.
     Gözler hükmünü vermiştir artık. Mahkumusundur aşkın. Ve aynı zamanda hüznün kederin, mutluluğun.
     Diğerleri yoktur o vardır sadece. Gören gözler kördür  ondan gayrı.
     Sev artık masum bir çocuk hürriyetiyle. Tut artık korkmadan, usanmadan, bıkmadan…
     Tut ki ellerinden sıkıca…
     Kayıp gitmesin mahrumiyetin olur.
...

İncelemek İçin,



...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türk Töresi 33 Buyruk Sözleri Nasıl Yazıldı? İlk Kaynak Kim?

  Sizlere bir sır vermek istiyorum değerli okuyucularım. 30 Ocak 2019 da yazdığım Kadim Türk Töresi başlıklı yazım neden bu kadar tutuldu? İçeriğindeki 33 Buyruk neden viral oldu? Nedenleri ve perde arkası nedir? Esinlenme noktam aslında şuydu: Tarık Buğra'nın Osmancık adlı eserinde Edeb Alı'nın Osman Bey' e söylediği meşhur öğütler. Peki kaynağı neydi? Niçin bu kadar benimsenmiş olabilirdi? Çeşitli eserlerden kaynağını sorgulamama rağmen hiçbir akademik kaynakta bu öğütlere rastlamadım. Öylesine benimsemiştik ki bir gerçeği göz ardı ettiğimiz aklıma geldi. Yazarın bir kurgusu olabilir miydi? Ve bu kurguysa eğer o kadar etkili olmuştu ki tüm kuşağımızı etkilemişti. Ben de böyle bir yazı kaleme alabilir miydim? O sıralar Atam Oğuz kitabıyla uğraşmaktaydim. Onu nasıl daha ete kemiğe büründürebilirdim. Sonra, eğer Atam Oğuz milletine seslenseydi nasıl seslenirdi, nasıl bir hitap şekli kullanırdı onu araştirdim.  En yakın kaynak Orhun abideleriydi ve Bilge Kağan'ın üslubu g...

Oğuz Kağan 33 Buyruklarının Gerçek Hikayesi

  Oğuz Kağan 33 Buyruğu Üzerine Röportaj Röportajcı:  Sayın Ramazan Ateş, "Atam Oğuz" ve "Oğuz Kağan 33 Buyruğu" eserinizle Türk tarihine ve kültürüne önemli katkılar sundunuz. Öncelikle bu eseri yazma motivasyonunuzdan bahseder misiniz? Ramazan Ateş:  Öncelikle bu esere olan ilginiz için teşekkür ederim. Ben tarihimizin unutulmaya yüz tutmuş kadim değerlerini yeniden gün yüzüne çıkarmayı bir görev biliyorum. Oğuz Kağan, Türk tarihinin en önemli figürlerinden biridir. Onun mirası, sadece bir hükümdarın hikâyesi değil, aynı zamanda Türk milletinin töresi, adaleti ve kültürel kodlarıdır. "Oğuz Kağan 33 Buyruğu" da işte bu kadim değerleri hatırlatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla yazıldı. Röportajcı:  33 buyruğu yazarken hangi kaynaklardan esinlendiniz? Ramazan Ateş:  Oğuz Kağan Destanı başta olmak üzere, Dede Korkut Hikâyeleri, Divan-ı Lügat-it Türk, Kutadgu Bilig ve Orhun Yazıtları gibi Türk tarihine ışık tutan eserleri inceledim. Bunların yanı sır...

Bir harf bir heceyi, bir hece bir kelimeyi...

"Bir harf bir heceyi, bir hece bir kelimeyi, bir kelime bir cümleyi, bir cümle bir yazarı, bir yazar bir milleti diriltir." Ramazan Ateş SUSKUNLUKLARIMA DAİR BAZI MISRALAR: UMUT Umut ediyoruz işte Umut Allah'tan Yoksa ne lezzet kalır yaşamaktan & Hep bir umudu olmalı insanın Yediveren başaklar gibi Hani rüzgar eğiyorya başlarını öne Bak yeniden nasıl doğruluyor güneşe & HAYATIN ŞAHDAMARIDIR, UMUT... & Gece uzun, ümit dertli, yol yorgun Her şey geçer, sabah uyanır, gün sana kalır Yeter ki sen, Umuda sarıl, düşe takıl, sabaha tutun & Aslında umut bir nefes Hayata tutunmak için & Hayat bir umut, Koş işte... & Bir hayalim var , BeIki yarın gün bize doğar . . . & Toprak çatlayıp bulutlar çekildiğinde göğe, Son nefeslerine aldırış etmeden bekle, Ümidi kesme, son dediğin ilke gebe... HAYALLER İnsanı yoran, yüklendiği hayallerin ağırlığıdır ... ...